Luwak Coffee
3K-Kedi Kakası Kahvesi

Sırf dikkat çekmek için böyle adlandırdım ama siz bana bakmayın, içimi hafif ve kokusu güzel. Bu deneyim, lezzet sınırlarımdan daha çok önyargı sınırlarımı zorlayacak. Zihnimdeki o “hayvan, tüy, mide, bağırsak, popo, dışkı, kaka, koku, pırt, cırt” karmaşasına son verecek. Ya beğeneceğim ya “aman canım o kadar da kötü değilmiş” deyip kanaat getireceğim ya da “ayyy iğreençççç” nakaratına devam edeceğim.

Palm Civet Cat (Palmiye Misk Kedisi) Luwak… Yağmur ormanlarında yaşayan bu kedi cinsi, gelişmiş koku alma duyusu sayesinde sadece olgun ve en kaliteli kırmızı kahve çekirdeklerini yiyor. Sindirim sistemlerindeki enzimlerle fermente olan çekirdeklerin asiditeleri de nötürleşiyor, aroması değişiyor. Dışkılayarak bütün olarak bıraktıkları çekirdekler toplanıyor, temizleniyor, kavruluyor. Tane olarak veya öğütülerek satılıyor. Kahvenin asit seviyesi çok düşük olduğu için şeker hastalarına tavsiye ediliyor.

Adalarda birçok çiftlik var. Orman zemininden toplanan vahşi Luwakların kahveleri ise çiftliklerdekinden daha pahalı ve daha lezzetli. Kapitalist endüstriye malzeme sağlayan bu hayvanların çiftliklerdeki durumunu bilmiyorum ama üreticiler her an hayvanseverlerin tepkisini çekebilir.

Kaç yıl önceydi hatırlamıyorum, öğrendiğim andan itibaren hayatta tadılacaklar listemde yer alan Kedi Kakası Kahvesine Ubud’da küçük bir kahve dükkânında rastlıyorum. Hatırlatayım, 3K’yı ben uydurdum. Piyasadaki havalı ismi Kopi Luwak yani Coffee Luwak. Otel Bali Putra Villa’nın girişindeki Luwak Coffee Bali’de kahveci, ressam ve dövme ustası Igusti Tamansari ve imalatçı kediler Çiko ve Loli ile tanışıyorum. Çiko ve Loli her ne kadar evcilleştirilmiş olsa da dikkat etmek gerektiğini söylüyor Igusti. Ailesine ait çiftlikte üretilen kahveyi bu sevimli dükkânda damıtma usulü pişiriyor, servis ediyor ve paketlenmiş hâlde satıyor. Tavana asılı bir tablo dikkatimi çekiyor. Tuvaldeki Bob Marley sanki resminin kedi kakası telvesinden yapıldığını biliyormuş gibi başını yana atmış müstehzi gülüyor. Igusti Çiko’yu omuzuma yerleştirip fotoğrafımı çekiyor ve portremi yapıp ertesi gün hediye ediyor.

Peki insanlar neden bir hayvanın dışkısıyla birlikte çıkan çekirdeklerden yapılan kahveyi içme gereği duymuşlar? Igusti anlatıyor. Sömürge döneminde yörenin bütün kahveleri Avrupa’ya götürülür. Yörenin asıl sahipleri olan çiftçiler ve çalışanların kahveyi toplaması ve içmesi yasaklanır. Yerliler, Luwak’ın, yediği kahve çekirdeklerini bütün olarak dışkıladığını fark ederler. Sumatra halkı alışık oldukları içeceklerinden yoksun kalmamak için yerdeki çekirdekleri toplamaya başlar. Halkın içtiği kahvenin daha lezzetli olduğunu keşfeden sömürgeci Hollandalılar Luwak kahvesine rağbet eder ve pazarlamaya başlarlar. Dünyanın en pahalı kahvesi sıfatını taşıyan bu kahve, yine de dünyanın en lezzetli kahvesi değil bence. Ama diğer kahvelerin yolculuklarına ek olarak bir hayvanın iç organlarında da yol katettiği düşünülürse dünyanın en tuhaf kahvesi olduğu muhakkak. En iyisi bu yolculuğa fazla takılmadan bir fincan içivermek.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.