Özelde Afrika’ya ve genelde seyahate ilişkin naçizane görüşlerim ve tavsiyelerim:

  • Afrika’ya gidin.
  • İnsanlar cana yakın, yardımsever, saygılı ve nazikler. İç savaşın fazla yaşanmadığı bölgelerde neşeli ve huzurlular.
  • Toplu taşıma araçları (“chicken bus”lar) efsane. Yorucu ama her dakikası ayrı bir macera ve eğlence. Hayatınızın en renkli, ilginç ve doyurucu tecrübelerini bu yolculuklarda edineceksiniz.
  • Afrika pahalı bir seyahat bölgesi. Konaklama tesisleri ve parklar dolar ve euro üzerinden hizmet veriyor ve Batı’daki gibi standart yok. Marketlerdeki ürünlerin yüzde 99’unun ithal olması da dışa bağımlı bu güzel kıtayı pahalı bir seyahat bölgesi hâline getiriyor.
  • Dünyanın her yerinde en ucuz seyahat şekli otostop, bisiklet, motorsiklet veya en az iki kişiyle araba kiralayarak yapılan çadırlı seyahatlerdir. Ama Afrika’da otostopun tavsiye edilmediği bölgeler olmakla birlikte illa yapılacaksa çok tedbirli olunmalı.
  • Para için hayati tehlikeye atılmak gezmek demek değildir. Eve birkaç gün erken ama sağlıklı dönün. Bir sonraki yolculuğunuza çıkabilmek için hayatta olmanız gerekir.
  • İkiden fazla kişiyle seyahatlerde kamp ekipmanlı arazi aracı kiralamak hem ekonomik hem de rahat. Yine de toplu taşıma araçları mutlaka deneyimlenmeli.
  • Eğer bir tur şirketi vasıtasıyla değil de benim gibi bireysel imkânlarla seyahat edilecekse mümkün olduğu kadar genç ve sağlıklıyken bu coğrafya gezilmeli. Afrika’yı zorlu seyahat kıtası hâline getiren en büyük etken ulaşımın eski ve kalabalık araçlarla kötü yollarda ve zaman mefhumu olmadan geçiyor olması.
  • Afrika’da da kadınlar erkeklerden çok çalışıyor. Hatta bazı bölgelerde erkeklerin tembel olduğunu bile söyleyebilirim.
  • Yaşlarından 10-15 yıl genç gösteriyorlar.
  • Her an gülmeye hazırlar.
  • Toplu taşıma araçlarında durmaksızın çalan şarkılarda benim seçebildiğim ve en çok kullanılan kelimeler “Whatsapp, Facebook, Haleluya…” İyi uykular Afrika!
  • Afrikalı çocuklara âşık oldum. Dünyanın bütün çocukları kadar özeller ama daha farklılar. Bu çocuklar üzüldükleri zaman gözleri buğulanıyor, bütün yüzlerine yayılıyor. Bu çocukların yüzü düşmüyor, bu çocukların yüzü gölgeleniyor. Bu çocuklar surat asmıyor, bu çocuklar kederleniyor. Bu çocuklar öfke krizi geçirmiyor, bu çocuklar kabulleniyor. Bu çocuklar kendilerini yere atıp çırpınmıyor, bu çocuklar iki damla gözyaşı döküp iç çekiyor.
  • Çocuklar kendi işlerini kendileri görüyor. 1 yaşındaki bir bebek yemeğini kendisi yiyor. 7-8 yaşındaki çocuklar çamaşırlarını kendileri yıkıyor, ev işlerine yardım ediyor. Başlarının üzerindeki sarı bidonlarla kilometrelerce su taşıyorlar, maalesef. Şımarıklık, sinir ve kapristen eser yok. Elektronik oyunları olmadığı için de sosyal ve neşeliler. Oyuncaklarını, plastik veya tahtalara şekil vererek veya buldukları her şeyi birleştirerek yapıyorlar.
  • Kırsalda birçok insanın aracı yok, eski bir bisiklet dahi lüks. En önemli ve tek ulaşım araçları bacakları. Kilometreleri koşarak veya yürüyerek aşıyorlar. Köylerde binlerce Ussein Bolt var.
  • İnternet yavaş ve pahalı.
  • Yanınızda mutlaka nakit para bulundurun. Zambiya’da ne bankalarda ne de ATM’lerde para vardı. Ama döviz büroları çalışıyordu.
  • Fabrika olmadığı hâlde çok sayıda kıyafet pazarı var. Birkaç ülkede sorduğum zaman aldığım cevap aynıydı: “Kiliseler dünya çapında yardım topluyor ve hükümetle birlikte halka satıyorlar.”
  • Her yerde pazarlık geçerli. Beyaz olduğumuz için çok zengin olduğumuzu düşünüyorlar ki bir bakıma öyleyiz. Bütçeniz müsaitse kendinizi ve karşınızdaki insanı yormayın. Sonuçta her halükârda bizden daha zor durumdalar. En azından paranızın nereye gittiğini biliyorsunuz ve karşılığında hizmet alıyorsunuz. Bu da bir çeşit yardım.
  • Mümkün olduğu kadar sıradan ve eski kıyafetler giymeli ki turist gibi görünmemeli. Cilt rengimizden dolayı yabancı olduğumuz aşikâr ama en azından orada yaşayan ve bölgeyi bilen birisi gibi davranmakta fayda var. Cici ve şık elbiselerle, havalı gözlüklerle, takı ve saatlerle sosyal medyada çok beğeni alınabilir ama maksat bu değil ve olmamalı.
  • Bizimle ortak bir özellikleri var: Bilmedikleri halde biliyormuş gibi yapıyorlar.
  • Hayvanlara karşı çok temkinli ve saygılılar. Asla cesaret gösterisi yapmıyorlar. “Ben Afrikalıyım, bana bir şey olmaz.” demiyorlar. Bizden farklı oldukları konulardan birisi bu.
  • Afrikalıların kahkahalarını şöyle tarif edebilirim: Islık, düdük, şarkı, heiyyy iyyy hihiiii eii şeklinde ünleme, çocukça sıçrama, kendi etrafında dönme, kolları göğse kapama, el çırpma, hafif çığlık, tiz bir tonda iç geçirme, başı hafifçe aşağı eğip sağa sola sallama, kulaklara varan bir ağız, kocaman beyaz dişler, gülen gözler eşliğinde bir tiyatro gösterisi.
  • Başlarını yukarı doğru kaldırmaları “hayır” anlamına değil, “evet” anlamına geliyor.
  • Yalnız bir hanımsanız yanlışlıkla olmayacak bir mahalleye girmeniz veya geç bir saatte dışarıda kalma olasılığına karşı cebinizde biber gazı bulundurun. Paranoya yok, tedbir var. Yola devam.
  • Bungee jumping ve rafting maceradır. Resmi görevlilerle tartışmak, bağırmak, kafa tutmak macera değil akılsızlıktır. Güler yüz ve tatlı dil her kapıyı açar, tecrübeyle sabittir. Açmıyorsa zorlamayın.
  • Kalpli, çiçekli böcekli, sorunsuz, romantik gezi yazılarını okumak keyiflidir ama gerçekçi değildir. Tıpkı fotoşopla allanıp pullanan bir manzaranın doğal hâlini gördüğünüz zaman hayal kırıklığı yaşamanız gibidir.
  • Yalnız gezmek dünyanın her yerinde pahalı ve zordur.
  • Tripadvisor, hostelworld gibi sitelerde yapılan olumlu yorumları bazı tesisler hiç hak etmiyor. Yorumcuların ücretsiz konaklama karşılığında olumlu görüş bıraktıklarından şüpheleniyorum.
  • Paranızı batı ülkelerinde ziyan etmeyin. Afrika ve Asya kıtaları henüz değişmeden ziyaret edin.
  • Teknolojinin gelişmesi sayesinde seyahat etmek kolaylaşmakla birlikte pahalılaşmakta. Yola çıkmak için para biriktirmeyi beklemek yerine yola çıkıp çalışarak gezmek daha mantıklı bir hâle doğru gidiyor.
  • Aralıksız (ülkeye dönmeden) dünya turu fikri çekici ve gerçekleştirilebilir. Ama ruhsal ve bedensel olarak sağlığın tehlikeye girmesi noktasında ara verilmesi doğal karşılanmalı. Sonuçta dünya turu yapanlar Mars’tan gelmiyor, onların evleri de Dünya üzerinde.
  • Melekler neden seminerlerde, kitaplarda, gelişim programlarında aranır ki! Onlara vereceğiniz parayı biriktirin, bilet alın ve yola çıkın. Melekler yollarda.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.