KEWİE MİSAFU THE WATCHMAN (GÖZCÜ)

-Babama ne oldu anne?

-Aslan yedi yavrum!

Kewie Misafu 1968 doğumlu 7 çocuk babası bir “watchman” yani safari kampında çalışan bir “gözcü.” Watchman’lerin görevi 24 saat boyunca kampın güvenliğini sağlamak. Gündüz etrafı kollarken hava kararınca da kampın çeşitli noktalarında nöbet tutuyorlar. Ellerindeki ışıldaklarla karanlığı tarayıp tehlikeli bir yaklaşma olunca ziyaretçileri geri çekilmeleri için uyarıyorlar. Bazen hipolar ve filler kampın içine girip etrafta dolaşıyor. Sakin ve zararsız görünmelerine rağmen çok tehlikeliler, çalışanlar çok temkinli davranıyor. Birkaç kez dışarıdaki masaları terk edip lokantanın içine girdiğimiz bile oldu. Belgesellerde seyrettiğim hayvanları bu kadar yakından görebilmek çok güzel bir his.

Gün batımını izlemek için nehir kenarındaki sandalyelere oturmuştum ki hemen gelip ateşi yaktı ve birkaç metre ötemdeki sandalyede sessizce oturup beklemeye başladı. Görevi bu. Hiç kimse birkaç metre uzaklaşsa bile yalnız bırakılmıyor. Akşamları çadırlarına giden misafirlere mutlaka eşlik ediliyor. Böyle olunca biraz ürküyorum. “Hayvanlar ateşten korkarlar değil mi Kewie?” “Filler eskiden ateşi görünce kaçarlardı, ama artık kaçmıyorlar, alıştılar.” “Hipolar?” “Onlar da artık korkmuyor.” “Aslanlar?” “Aslanlar hiçbir şeyden korkmaz!”

 Kewie’nin kendisinden önceki 4 kardeşi vefat etmiş. 4 yaşındayken de babasını kaybetmiş. Babalarının başına gelenleri annesi anlatmış. Çiftliklerine bir fil girmiş, babası fili uzaklaştırmaya çalışırken fil onu kovalamaya başlamış ve fil tarafından ezilerek öldürülmüş. Annesi tekrar evlenmiş. 6 yıl sonra benzer bir olay tekerrür etmiş. Üvey babası bir akşam arkadaşlarıyla birlikte köy meydanında içki içip sarhoş olmuş. Arkadaşlarının uyarısına rağmen tek başına karanlıkta evine gitmek için onları terk etmiş ve bir aslanın saldırısına uğramış. Sabah onu buldukları zaman kolları ve bacakları yerinde yokmuş. Bu tip olaylar polis kayıtlarına “kaza” olarak geçiyormuş. Bizdeki trafik kazası kayıtları gibi, burada da aslan kaplan saldırıları sıradan kazalar olarak raporlandırılıyor. İlk eşinden 3 çocuk sahibi olmuş. Eşinden boşanmaya karar verdiği sırada eşinin boğazında bir hastalık nüksetmiş ve Malawi’de bir hastanede 3 ay kalmış. Kewie de boşanmaktan vazgeçip köyde çocuklarına bakmış. Eşi iyileşip eve döndükten bir süre sonra Kewie’yi terk etmiş. “Çatalımı bıçağımı aldı gitti.” diyor. Safari kamplarında çalışmaya başlayınca bir kez daha evlenmiş. 4 çocuk da ikinci eşinden sahip olmuş. Anlatırken “işşşş” “hiiyyy” “yeiyyy” gibi duymaya çok alıştığım ünlemleri kullanıyor, taklit yapıyor, kahkaha atıyor. Çok neşeli. Hayvanlarla ilgili fıkralar anlatıyor. Köylülerin mısırdan yaptıkları alkollü içeceği içtikten sonra sarhoş olup köyün ortasında sızan fillerden, evin içine giren yavru filleri nasıl çıkardığından bahsederken fillerin taklidini yapıyor.

Bu arada yavru bir hipo kampa giriyor, arkasından iki yetişkin, Kewie lambayla karanlığı taramasa asla göremeyeceğiz; geri çekilip lokantaya doğru yaklaşıyoruz.

 12-13 yaşına kadar hiç aslan görmemiş. Aslanı babun gibi bir hayvan zannediyormuş. Yaşıtlarıyla arazide yürürken çalıların arasında gördükleri aslanları babun sanıp taş atmışlar. Aslanlar ayağa kalkıp cüsselerini gösterince nasıl kaçtıklarını gülerek anlatıyor.

Birkaç gün önce gece kampa 4 tane aslan girmiş, geçip gitmişler. “Hiç korkmuyor musun?” diye soruyorum. “Korkarsam bu işi yapamam. O zaman misafirleri kim koruyacak?” diyor. “Aslan görünce hiç mi kalbin çarpmıyor?” “Hayır, biz alışığız.”

“Ofisim” dediği ağaç altındaki koltuğu göstererek “şimdi çalışmam lazım” deyip bir kahkaha daha atıyor. Afrikalıların kahkahalarını şöyle tarif edebilirim: Islık, düdük, şarkı, heiyyy, iyyy, hihiiii şeklinde ünleme, çocukça sıçrama, kolları göğse kapama, el çırpma, hafif çığlık, tiz bir tonda iç geçirme, başı hafifçe aşağı eğip sağa sola sallama, kulaklara varan bir ağız, kocaman dişler, gülen gözler eşliğinde bir tiyatro gösterisi.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.