BİR GORİLLE GÖZ GÖZE GELMEK

“Bir gorilin gözlerinin içine bakan hiç kimse değişmeden kalamaz.” George Schaller.

Saat sabah 5… Afrika’da saatler hep sabah 5 galiba… Erken uyanmaktan hoşlanmayan ben aylardır güneş doğmadan yollara düşüyorum. Ama uykusuzluğa değen o özel günlerden biri daha başlıyor. Hostelimin de bulunduğu Rushaga’daki goril ailesini görmeye gideceğim. Bwindi Ulusal Parkı/Bwindi Impenetrable National Park yağmur ormanları, kuşları, şempanzeleri ve maymunlarıyla ünlü ama parkın en havalı sahibi Silverback, namıdiğer Gümüşsırt. Bir gorille göz göze gelmenin nasıl bir şey olabileceğini hep merak ederdim. Hayallerimi süsleyen bu kaslı, göbekli, sert bakışlı, güçlü kuvvetli, yakışıklı hayvanlarla buluşmama çok az kaldı. Ama bu romantik buluşma öyle cici elbiseler giyip, saça fön çektirip, makyajlar yapıp da  “Merhaba, ben Gül, tanışalım mı?” şeklinde olmayacak. Bu ormanlara boşuna “impenetrable” yani “girilemez, içinden geçilemez” demiyorlar. Özellikle Uganda, Ruanda, Burundi ve Demokratik Kongo Cumhuriyetindeki “jungle”lar balta girmemiş ormandan da öte bir yapıda. O yüzden bizimkisi saçtan topuğa kadar çamurlu, rutubetli, pis kokulu, börtü böcekli, ısırıklı, dallı yapraklı, sarmaşıklı, yosunlu, yaralayıcı, çizikli, tırmalayıcı ve hırpani bir vuslat olacak.

Dünya Mirası Koruma Alanlarından biri olan Bwindi Ulusal Parkının Rushaga Kapısındayım. Yürüyüşçüler en fazla onar kişilik gruplara ayrılmış. Nkuringo ve Rushaga bölgelerinde Nkuringo, Nshongi, Mishaya, Bweza, Kahungye ve Busingye goril aileleri yaşıyor. Her grup farklı bir aileyi ziyarete gidiyor. Sekiz kişiden oluşan grubuma katılıp bilgilendirmeyi dinliyorum. Ormanda, özellikle yağmur ormanlarında yürümenin kuralları var: “Sessiz olun. Organik de olsa hiçbir şey atmayın. Çorabınızı pantolonunuzun üzerine çekin, böcek ısırabilir. Gorillerle aranızda en az 7 metrelik bir mesafe bırakın. Yanınıza gelseler bile dokunmayın, koşmayın, kıpırdamayın, yavaşça geri adım atın. İshal ve nezle iseniz yürüyüşe katılmayın, hayvanlara hastalık bulaştırmayın. Adımlarınıza dikkat edin, karıncaları ezmeyin. Silahlı muhafızlar tedbir amaçlıdır, korkmayın!”

İz sürücü orman muhafızları ailenin yerini tespit edebilmek için iki saat önce yola çıkmışlar. Grubumun önündeki ve arkasındaki otomatik tüfekli muhafızlara ek olarak biri baş rehber olmak üzere üç rehber eşliğinde yürüyüşe başlıyoruz.

Bu gezi esnasında dile getirilmiyor ama daha önce öğrendiğim enteresan bir gerçek var. Bu dağlarda yaşayan insanların bir kısmı gorilleri öldürüp satıyormuş. Neden yaptıkları sorulduğu zaman verdikleri cevap “İş yok.” oluyormuş. Devlet bu tip avlanmayı yasa dışı ilan etse de önüne geçememiş. Nihayetinde bu insanlara parkta korucu ve iz sürücü olarak iş verilmiş. Ormanın her santimetre karesini bilen ve hayvanları çok iyi tanıyan bu insanlar istihdam edilerek hem düzenli bir gelire kavuşmaları hem de hayvanların korunması sağlanmış.

Rehberler ve iz sürücüler arasında telefonla ve telsizle devamlı bir irtibat var. Goriller her gece farklı bir yerde yuva yaptıkları için hareket hâlindeler. Yaklaşık bir buçuk saatlik ıslak, kaygan, çamurlu, sinekli, yosunlu, taşlı, otlu, dallı yapraklı patika yürüyüşünden sonra iz sürücülerle buluşuyoruz. Ellerinde palalar ve oraklarla ağaçların arasından aniden çıkıverdiler. İyi haberleri var. Ailenin yerini bulmuşlar ve çok uzakta değiller. Fotoğraf makineleri ve telefonlar hariç bütün eşyamızı burada bırakmamız isteniyor. Bundan sonraki yarım saat boyunca patika yol yok çünkü vahşi ormanın içindeyiz artık. Rehberlerin sarmaşıkları, otları, çalıları, dalları palalarla keserek yol açmasıyla ilerleyebiliyoruz. Bu ormanlar saklanmak veya kaybolmak için çok uygun.

Kimseden çıt çıkmıyor. Mavi Turaco’ların o meşhur ötüşleri haricinde ormanda ses yok sanki ya da bana öyle geliyor. Meta değil anı biriktiren insanların bildiği o “yeni bir an, yeni bir anı” heyecanı dorukta. Nihayet yuvaya ulaşıyoruz. Bizi evin bir yaşındaki küçüğü karşılaşıyor, zil çalınca kapıya koşan çocuklar gibi. Yaprakların içinden başını çıkarıp merakla bakıyor, siyah sevimli bir yüzden fırlayan siyah masum bakışlar. Sonra annesi ortaya çıkıyor, simsiyah bir güzellik daha. Dişi goril beni göz hapsine alıp bir süre inceliyor, ben de onu. Bir gorille göz göze geliyorum! Kalbim çarpıyor. İki dişi birbirimize bakıyoruz. Ama bu öyle alışveriş merkezinde karşılaşan iki kadının birbirini tepeden tırnağa süzdüğü anlardan biri değil. Hasetin ve gösterişin yeri yok bu doğada; merak, ilgi ve hayatta kalma içgüdüsü var. Bakışları beklediğim kadar sert ve vahşi değil; yumuşak, uysal, utangaç ama zeki. Büyük yavrunun ortaya çıkmasıyla başını çevirip dikkatini ona veriyor.

Hepiniz çok güzelsiniz de benim yakışıklı Gümüşsırtlım nerede? Birden sol yanımda bir hışırtı duyuyorum. Aman Allah’ım, çok yakınımda! İhtişamlı gri vücudunu dallar arasından çıkartarak küçük bir gösteri yapıyor. Yumruklarının üzerinde birkaç saniye duruyor, iri başını kalın boynunun ve geniş omzunun üzerinden çevirip bakıyor. Bir göz göze gelme anı daha! Müthiş! Bu sefer kalbim göğüs kafesimde değil ağzımda. O ise gayet sakin, 180 kilogramlık cüssesiyle kocaman dalları çıtır çıtır ezerek ailesinin yanına gidiyor. Yanımdan geçerken tırsıp korucuya yaslanıyorum. Ağzımdan titrek bir fısıltı çıkıyor: “He is coming/Geliyor!” Rehber: “Stand still/Kıpırdama!” Ama bu hayal ettiğim gibi romantik bir ilk görüşte aşk olmadı. Aşk ve korku bir arada olmaz. Filmi başa sarabilir miyiz, yok yok mümkünse sahneyi yeniden çekebilir miyiz?

Silverback gri tüylerle kaplı haşmetli sırtını bize dönüp oturuyor ve onun için ne kadar önemli olduğumuzu gösteriyor! Orada bulunduğumuz süre boyunca sadece bir kez dönüp bakıyor, etrafı kolaçan ediyor, zararsız olduğumuza kanaat getirince hiç ilgilenmiyor. Hatta biz yokmuşuz gibi davranıp hacetini gayet sesli bir şekilde yapıyor. Derken diğer iki dişi ortaya çıkıyor ve nasıl beslendikleri konusunda bize küçük bir ders veriyor. Üç yavru birbirlerine avuç içleriyle vurarak oynarken misafirler en güzel kareyi yakalamaya çalışıyor. Yavruların en büyüğü çığlık atıp göğsünü yumruklayarak baskın kişilik alıştırması yapıyor. Aklı sıra korkunç olacak ama aslında çok sevimli göründüğünün farkında değil şebek. Kucaklayıp o basık burnundan şap diye öpesim var. 

Grubun lideri ormanın içlerine doğru hareketleniyor ve ailesi de onu takip ediyor. Yavrular annelerin sırtına tırmanıyor hemen. Minik bir dereden avuçlarını kullanarak su içiyorlar ve dik bir yamaçta gözden kayboluyorlar. İnsanoğlu durur mu? Peşlerindeyiz. Rehberler dereden rahat geçebilmemiz için taş diziyorlar. Bu esnada içlerinden birisinin gömlek cebindeki telefon suya düşüyor ve sürüklenerek kayboluyor. Rehber üzgün, telefon bizimkilere nazaran Nuh Nebi’den kalma olsa da onun için önemliydi ve işini görüyordu.

Palalarla, oraklarla açılan sık bitki örtüsünde aileyi takipteyiz. Yamaç çok dik, yaklaşık 60 derecelik bir tepeye dizlerimizi ve vücudumuzu kullanarak ellerimizle tırmanıyoruz. Hepimizin yüzü, saçı, giysisi, elleri, ayakkabısı çamur ve çizik içinde; aileyle ikinci kez buluşuyoruz. Bu sefer küçük bir ihtarla karşılıyorlar bizi. Biraz fazlaca yaklaşmış olmalıyız ki Silverback bize doğru hamle yapıyor, ayakları üzerinde yükseliyor, en ürkütücü çığlığını patlatarak yumruklarını göğsüne vuruyor. Hepimiz irkilerek geri çekiliyoruz ama kaçacak bir yer yok çünkü sırtımız dik yamaca dayalı, ayakta zor duruyoruz. Yetişkinler bitki örtüsünün içine saklanırken yavrular dallarda sallanmaya başlıyor. Bir müddet izledikten sonra rehberin “Artık onları rahat bırakalım!” uyarısıyla dönüşe geçiyoruz. Bir saat süren Gümüşsırtlı ve ailesi ile birlikteliğimizi anlatan masal da burada sona eriyor.

Bu masalın yüklü bir maliyeti var maalesef ve ülkeden ülkeye değişiyor. Ruanda’da 1.500 USD, Uganda’da 600 USD, Demokratik Kongo Cumhuriyetinde 400 USD. Bu fiyatlar sadece günübirlik izin belgesi için geçerli. Konaklama, yiyecek, içecek, ulaşım vs hariç. Yağmurlu sezonda fiyatlar 100-150 dolar kadar düşüyor. En ekonomik ve akıllıca olan seçenek, eğer aktif volkan Nyiragongo da görülmek isteniyorsa (Okz: Volkanın Kalbi), goril safarisini ve volkan tırmanışını Demokratik Kongo Cumhuriyetinde yapmak. DKC vizesi 100 dolar da olsa hem zaman hem de nakit tasarrufu açısından yine de mantıklı. Yüksek sezonda goril safarisi için izinlerin birkaç gün önceden alınması ve gün belirlenmesi gerekiyor.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.