19 Mayıs 2017

19 Nisan’da İstanbul’dan Cape Town’a uçmuştum. Bir gün gibi geçen bir ay…

Şu anda bu yazıyı Zimbabwe’nin bir köyünde, yıldızların altında yazıyorum. İki gün önce tanıştığım insanlar hiç anlamadığım bir dilde sohbet edip gülüyorlar. Kırk yıl düşünsem aklıma gelir miydi? Evet gelirdi. Çünkü aklım hep buralardaydı. Yanımda odun ateşi, üzerinde ocak, ocağın üzerinde bir saat önce canlı olan tavuk, etrafında toplanmış 4 küçük çocuk… Bu çocuklar televizyon yerine ateşi izliyor, büyüklerin sohbetini dinliyor.

Bir Aylık İzlenim:

  • Afrika’ya gelin.
  • İnsanlar çok cana yakın, yardımsever, saygılı. İç savaşın fazla yaşanmadığı bölgelerde neşeli ve huzurlular.
  • Yerel toplu taşıma araçları efsane. Yorucu ama her dakikası ayrı bir macera ve eğlence.
  • 2’den fazla kişiyle seyahatlerde araç kiralamak hem ekonomik hem de rahat, yine de toplu taşıma araçları deneyimlenmeli.
  • Eğer toplu taşıma araçlarıyla seyahat edilecekse mümkün olduğu kadar genç ve sağlıklıyken bu coğrafya gezilmeli. Afrika’yı zorlu seyahat kıtası hâline getiren en büyük etken ulaşımın eski araçlarla, kötü yollarda, kalabalık minibüslerde geçiyor olması.
  • Araçlarda sürekli çalan şarkılarda benim seçebildiğim ve en çok kullanılan kelimeler “Whatsapp, Facebook, Haleluya…” İyi uykular Afrika!
  • Burada da kadınlar erkeklerden çok çalışıyor. Hatta bazı bölgelerde erkeklerin tembel olduğunu bile söyleyebilirim.
  • Çocuklar kendi işlerini kendileri görüyorlar. 1 yaşındaki bir bebek bile kendi yemeğini kendisi yiyor. Şımarıklık, sinir ve kapristen eser yok. Ellerinde bilgisayar oyunu olmadığı için de çok sosyal ve neşeliler.
  • Yaşlarından 15-20 yıl genç gösteriyorlar.
  • Fizik olarak en güzel insanlar Mozambikliler. (Şimdiye kadar gördüğüm 5 Afrika ülkesi içinde)
  • Huzur ülkesinin huzurlu insanları Swaziland’da.
  • Yirmi dört saat üzerlerinde taşıdıkları battaniyeleriyle keçi çobanlarının ülkesi dağlık Lesotho yürüyüş için ideal.
  • Kırsalda birçok insanın aracı yok. Bisiklet bile lüks. Kilometreleri koşarak veya yürüyerek aşıyorlar. Köylerde binlerce Hussein Bolt var.
  • Melekler neden kitaplarda, sözde seminerlerde, gelişim programlarında aranır ki! Onlara vereceğiniz parayı biriktirin, bilet alın ve yola çıkın. Melekler yollarda.
  • Çok sayıda kıyafet pazarı var. Birkaç kişiye sorduğum zaman aldığım cevap aynıydı: “Kiliseler dünya çapında yardım topluyor ve hükümetle birlikte halka satıyorlar.”
  • İnternet çok yavaş. Siteye video ve fotoğraf yükleyemiyorum, yol hikâyeleri eksik kalıyor. Facebook’la idare ediyorum ama içime sinmiyor, siteye o kadar emek verdik. Ne yapsam?
  • Afrika ucuz bir seyahat bölgesi değil. Hiç değil!
  • Her yerde pazarlık geçerli. Ama eğer bütçeniz müsaitse kendinizi ve karşınızdaki insanı yormayın. Sonuçta her halükârda bizden daha kötü durumdalar. En azından paranızın nereye gittiğini biliyorsunuz ve karşılığında hizmet alıyorsunuz. Bu da bir çeşit yardım.
  • Mümkün olduğu kadar sıradan ve eski kıyafetler giymeli ki turist gibi görünmemeli. Cilt rengimizden dolayı yabancı olduğumuz aşikâr ama en azından burada yaşayan ve bölgeyi bilen birisi gibi davranmakta fayda var. Cici ve şık elbiselerle, takı ve saatlerle fotoğraflar çekip sosyal medyada çok beğeni alınabilir ama maksat bu değil.
  • Bizimle ortak bir özellikleri var. Bilmedikleri halde biliyormuş gibi yapıyorlar.
  • Hayvanlara karşı çok temkinli ve saygılılar. Asla cesaret gösterisi yapmıyorlar. “Ben Afrikalıyım, bana bir şey olmaz.” demiyorlar. Bizden farklı oldukları konulardan birisi de bu.
  • Afrikalıların kahkahalarını şöyle tarif edebilirim: Islık, düdük, şarkı, heiyyy iyyy hihiiii şeklinde ünleme, çocukça sıçrama, kendi etrafında dönme, kolları göğse kapama, el çırpma, hafif çığlık, tiz bir tonda iç geçirme, başı hafifçe aşağı eğip sağa sola sallama, kulaklara varan bir ağız, kocaman dişler, gülen gözler eşliğinde bir tiyatro gösterisi.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.