BOSTWANA

Maun’daki Old Bridge Backpackers Lodge Okavango Deltasındaki fiyatı en uygun ve nehir kenarında olması nedeniyle konumu en güzel hostel. 200 metre ilerisindeki minik eski köprüden gün batımını seyretmek en büyük keyfim. Çevre gezileri de organize ediliyor ki burada da nasıl gezeceğim sorusu rafa kalkıyor. Bazı gezileri kendi başınıza yapmanız mümkün değil, satın almak ve bir gruba katılmak zorundasınız. Deltadaki sazlıklar, hayvanlar ve nilüferler arasında yapılan Mokoro gezileri çok popüler. Mokoro, sırıkla hareket ettirilen ince uzun bir ahşap kano. Motorlu tekne turları ve Moremi adasına safari kampı organizasyonları da yapılıyor.

Burada çadırda kalıyorum. İlk gece üşümekle birlikte ertesi gün ek bir battaniyeyi depozito karşılığı alıyorum.

Makgadikgadi… Söylerken ve okurken gıdıklandığım isimlerden bir tanesi daha. Makgadikgadi’yi atlamak zorunda kaldım çünkü Afrika hem yormaya hem de pahalıya patlamaya başladı. Bazı bölgelere gidiş araçsız da mümkün ama zor ve uzun süre alıyor. Özel araçla 8 saatte alabileceğiniz bir yolu yerel toplu taşıma araçlarıyla 2 günde almanız işten bile değil.

Chobe National Park’ı tercih ediyorum ve hiç pişman olmuyorum. Büyük beşi bu parkta her yerde görmek mümkün.

Vakit buldukça Kenya’ya nasıl ve nereden geçeceğimin planını yapıyorum. Otobüsle Gaborone’a, oradan Güney Afrika Cumhuriyetine geçip Johannesburg (kısaca “cobörg” diyorlar) havaalanından Nairobi’ye uçuş bulmak veya Chobe’ye en yakın havaalanı olan Kasane’den uçmak. Her iki seçenek de pahalı ve en az iki üç aktarma gerektiriyor. İnternette araştırma yaparken Zambiya Livingstone havaalanından Nairobi’ye direkt uçuş buluyorum, üstelik daha ucuz ve daha kısa süreli.

Kasane/Kazungula Namibya, Zambiya ve Zimbabwe’ye sınırı olan enteresan bir yerleşim yeri. Bostwana’yı da dahil edersek dört ülkenin birleştiği ender şehirlerden bir tanesi. Kasane’den sabah çok erken saatte ayrılıyorum ve Zambiya sınırına gidiyorum. Çıkış işleminden sonra yaklaşık 1 km’lik bir yol var ki burada taksi çalışmıyor. Yükü olanlar bisikletli hamalları kiralıyorlar. Zambezi nehrine kadar yürüyorum ve feribot bekliyorum. Her feribot yalnızca bir tır taşıyabiliyor, bu nedenle uzun bir tır sırası var. Gelen ilk feribota biniyorum. Yalnızca birkaç dakika süren bu yolculuk ücretsiz. Doğanın çizdiği bu tip sınır geçişlerine bayılıyorum, Zambezi nehrine de. Hem sakin ve güvenli görünen hem de coşkulu akan nehir aslında çok vahşi. Şu an görünmüyorlar ama yüzeyinde, kıyısında, derinliklerinde timsahlar ve su aygırları var, diğer tarafta da iki ülke arasında koşturan insanlar.

 Zambiya sınır ofisi kıyıdan hemen 100 metre içeride. Birkaç hafta önceki ziyaretimde aldığım vizenin süresi dolduğu için tekrar vize isteniyor. Transit yolcu olduğumu söyleyip uçak biletimin çıktısını gösteriyorum. Belki vicdana gelirler ama ricalarım işe yaramıyor. Kural kuraldır diyorlar ve 50 ABD dolarını alıp transit vize veriyorlar. 30 günlük turistik vize ve transit vize 50 dolar, Victoria şelalelerine gidip dönmek isteyenler için günlük vize 20 dolar. Zambiya ve Zimbabwe ortak vizesi ise 50 dolar.

Beklerken yanıma bir safari şirketi şoförü geliyor. Dört İrlandalı turisti Livingstone havaalanına götürüyormuş ve 40 dolar karşılığında beni de transfer edebileceğini söylüyor. 20 dolara anlaşıyoruz. Minibüslerle çok daha ucuza gidebilirim ama canım uğraşmak istemiyor. Grubun konforlu minibüsüyle 1 saat sonra havaalanındayım. Uçağımın hareketine 6 saat var. Havaalanının üst katındaki özel yolcu salonuna 20 dolar karşılığında giriş yapıyorum. Biraz yiyecek içecek atıştırması, biraz internet, biraz kanepede uyku derken Kenya Havayollarının yolcu alımına başladığı anonsuyla uçağa gidiyorum.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.