KİGALİ

“Bir Daha Asla”

Şehir merkezindeki Hotel Isımbi’de kalıyorum. Cadde üzerinde olduğu için arka taraftaki odalardan birini tercih ettim. Yüz metre içinde her şey ayağımın altında. Birçok hediyelik eşya dükkânı, hepsi birbirinden renkli, uzak doğu ürünlerini saymazsak hepsi gerçek Afrika. Marketler, döviz büroları, yürüyen döviz büroları dediğim sokak para satıcıları, bankalar, kafeler, lokantalar, ikinci el kıyafet satanlar… Otelin karşısında Hintlilerin işlettiği bir market var. Markete her sabah samosa, kek, pizza geliyor; mikrodalgada ısıtıp satıyorlar. Kahvaltı ve yemek işini burada hallediyorum, otelde veya lokantalarda yemekten daha ekonomik. İki sokak aşağıda Kigali City Market var. Dört katlı bu alışveriş merkezinin alt katında sebze meyve, et ve süt ürünleri satılıyor. Meyve almak için gittiğim pazarda karşıma bir Türk bayrağı çıkıyor. Sebze tezgâhının üzerindeki direkte bayrağımızı görünce arının çiçeğe yapıştığı gibi gidip tezgâha yapışıyorum. Satıcılar bayrağı Kigali’de yaşayan bir Türk müşterilerinin hediye ettiğini söylüyor. Birkaç kelime de pazarcı Türkçesi öğrenmişler. Çok eğlenceliler.

Ertesi gün Kigali Memorial Centre’a (Genocide Memorial Museum) yani soykırım müzesine gidiyorum. 1994 yılında Hutular ile Tutsiler arasında yaşanan ve sadece üç ay içinde 1 milyondan fazla insanın palalarla öldürüldüğü katliamın nedenlerini ve sonuçlarını sade ama vurucu bir biçimde sergilemişler. Sömürgeci devletler yüz yıl önce ektikleri tohumları yeşertmişler ve Hutular aynı bahçe içinde birlikte yaşadıkları Tutsi komşularını bebekler dahil olmak üzere öldürmüşler, ılımlı Hutular da bu katliamdan kurtulamamışlar. Yıllarca savaş muhabirliği ve fotoğrafçılığı yapmış olan Coşkun Aral’ın bile “Gördüğüm en büyük vahşetti.” ifadesini hatırlıyorum. Olaylar ülkenin bir bölümünde değil genelinde yaşandığı için hemen her yerleşim yerinde bir müzeye, müzeye dönüştürülmüş kiliseye veya eve rastlamak mümkün.

UNICEF tarafından yapılan Ulusal Travma Araştırmasının sonuçlarına göre Ruandalı çocukların yüzde 80’i ailelerinden en az bir kişiyi kaybetmiş, yüzde 70’i birisinin öldürülmesine veya yaralanmasına şahitlik etmiş, yüzde 90’ı kendisinin de öldürüleceğine inanmış. Ülke genelindeki bütün çocukların katliamın travmatik etkileri nedeniyle derin acı yaşadıkları ve psikolojik desteğe ihtiyaçları olduğu ortaya çıkmış.

Bu üç aylık kanlı dönem bu güzel ülkenin güzel insanlarının üzerine çöken bir karanlık, simsiyah bir gölge… İşte o nedenle her fırsatta her yerde haykırıyorlar: “Never Again/Bir Daha Asla!”

Müzenin üst katında dünya tarihinde yaşanmış diğer birkaç soykırım hadisesi de anlatılmış. Ne yazık ki sözde Ermeni soykırımına da yer verilmiş. Müze yönetimine hitaben bir not bırakıyorum; okunmayacağını, okunsa bile hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini bile bile.

Bir ara birkaç ziyaretçinin sessiz müzede yüksek sesle farklı bir dil konuştuğunu duyuyorum ama dikkatimi vermiyorum. Uzun  bir süre sonra cümle içinde kullandıkları kelimeler tanıdık geliyor, sonra bütün cümleler… Kulağım yabancı dile o kadar alışmış ki bu dilin Türkçe olduğunu dakikalar sonra fark ediyorum. Bu aile Kigali’den gelin almış, daha doğrusu Kigali’ye damat vermiş. Bir gün önce oğullarının Ruandalı bir kızla düğünü varmış. Ülkenin doğusundaki Akagera Ulusal Parkına gidip birkaç gün safari yaptıktan sonra Türkiye’ye döneceklermiş. 

Her fotoğrafa dikkatli bakayım, her videoyu seyredeyim, her yazıyı okuyayım, gözyaşımı sileyim, burnumu çekeyim, mendilimi değiştireyim, yüzümü yıkayayım derken müzede üç saat kalmışım. Çıktıktan sonra bahçede oturup hava almak, kasvetten uzaklaşıp kendime gelmek istiyorum. Gül bahçesine doğru gidiyorum ki burada da 250 bin kişinin gömülü olduğu toplu mezarlık karşıma çıkıyor. Tamam, müzeden uzaklaşmanın zamanı geldi. Zaten güller de solmuş!

Motorsiklet taksiye atlayıp Kimironko Markete gidiyorum. Şehrin en büyük yerel pazarı olduğu söylendi. Pazarın dış tarafı hırdavatçılardan ve et, balık ve süt ürünleri satıcılarından oluşmuş. İç tarafında ise meyve sebze pazarı ve giysi, ayakkabı, kumaşçı, hediyelik eşya satıcılarının olduğu bölüm var. Bu bölüm daracık sokaklardan oluşuyor. Şimdiye kadar gördüğüm en dar pazar sokakları bunlar. İkinci kişinin geçebilmesi için birinci kişinin bir boşluğa sığınarak yol vermesi gerekiyor. Giysi ve ayakkabıların yüzde 99’u ikinci el. Kıtanın diğer ülkelerindeki pazarlarda ve sokaklarında da gördüğüm üzere, kiliseler aracılığıyla dünya genelinden yardım amaçlı toplanan kıyafetler, ayakkabılar, malzemeler ne yazık ki halka para karşılığı veriliyor. Satıcılar bir kovanın içindeki suya ayakkabıları batırıp çıkarıyorlar ve iğnelerle tabanındaki toprak, çamur ve taşları temizliyorlar, ardından sabunlu su ve bezle ovarak yıkıyorlar. Sonra gerekiyorsa boyayarak veya sadece cilalayarak satışa sunuyorlar. Bazısı öyle güzel temizlenmiş ki kullanılmamış gibi yepyeni duruyor. Pazardaki fiyatlar çok makul. Mesela otelimin sokağındaki dükkânlarda 1000 Ruanda francı istenen el işi tablocuklar burada pazarlıksız 400 Ruanda francı. Pazarın en beğendiğim bölümü kumaşçılar ve onların hemen yanında makinelerinin başında müşteri bekleyen terziler. Kumaşınızı alıp istediğiniz şeyi oracıkta diktirebiliyorsunuz.

Ertesi gün eve döneceğim. Uçağım gece yarısından sonra, saat 1’de. Resepsiyonla konuşup öğleden sonra 2’ye kadar odayı kullanmak için izin istiyorum. Bu arada Kigali City Market’a gidip ailemin de tatmasını istediğim passion fruit ve peynir alıyorum. Valize yerleştirdiğim yiyecekler alanda bir sorun çıkarmıyor. Yiyecekler kabine alınmıyor ama bagaja verilirse sorun yok. Otelden ilişiğimi kesip vakit geçirmek için hava alanına birkaç km uzaklıktaki Başkanlık Sarayı (Presidential Palace Museum) müzesine gidiyorum. Giriş 20 USD ve kapanmasına bir saat var. Değmez. Hava alanına gidiyorum. Bourbon Cafede internete giriyorum, notlarımı bilgisayara kaydediyorum, fotoğraflarımı yüklüyorum. Zamanında havalanan THY uçağı bir saat içinde Uganda-Entebbe’ye iniyor, İstanbul’a devam edecek birkaç yolcu uçakta bekliyoruz, uçağın içi temizleniyor, Entebbe’den İstanbul’a gidecek olan yolcular biniyor. İstikamet Türkiye!

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.