26 Ocak      

Gece şiddetli bir yağmur ve fırtına vardı. Oğlanlar hemen kalkıp boş kovaları yağmurun altına koydular. Dalgaların gövdeye vurduğu anda çıkardığı gümbürtüye alıştım ama yine de uyuyamadım. Jimmy’nin ayak seslerini duydum, kamarasından sık sık çıkıp tekneyi ve etrafı kontrol etti. Adalardan ayrılıp Phuket’e dönüş yolundayız. Similan’dan kuzeyde Burma’daki Mergui Archipelago’nun muhteşem olduğunu duymuştum ama kaptan iki ülke arasındaki problemler yüzünden güvenli olmadığını söylüyor. Ben olsam çoktan dümeni o yöne kırmıştım.

Küçük bir alanda birkaç kişi bir arada yaşamaya çalışınca insanlar birbirlerini çok kısa sürede tanıyorlar. Mesela Jimmy sandığım kadar rahat bir insan değilmiş. Birçok konuda titiz, hassas ve müdahaleci. İki aydır onunla birlikte seyahat eden Lane “İhtiyar birazcık kaçık, söylediklerinin birçoğunu kulak ardı ediyorum.” diyor. Kaçık olmayanların burada işi ne! Ya da bizim yaptığımız normal. Jimmy’nin söylediklerinin yüzde seksenini anlamadığım için rahatım, belki anlamıyor olmam daha iyi! Lane zaten çok rahat. Onunla iletişimim daha iyi. Teknenin yanaşması, ayrılması, yelken çekilmesi, tamir gibi konularda kaptanın sağ kolu, benim de öğretmenim. Arda kalan vaktinin çoğunu uzanıp kitap okuyarak geçiriyor. Jimmy’nin mutfakta bile müdahale etmesini yol yordam gösterme olarak kabul ediyorum ki misafir olarak şu an için buna ihtiyacım var. Lane bu konuda sınırı çizmiş: “Eğer benden yemek istiyorsan mutfaktan uzak dur.” Jimmy’nin kontrolcü ve mükemmeliyetçi olmasını da doğal karşılıyorum. Yıllardır çoğu zaman tekin olmayan denizlerde korunmasız olan bir yüzer evde yaşıyor. Biz yolcuyuz, o hem yolcu hem hancı. Ama çok uzun seyirlerde bu kadar müdahale ekibi yorar ve huzursuzluk yaratır.

Öte yandan Jimmy kadar çalışkan bir kaptan görmedim. Sabah 7’den akşam 9’a kadar teknenin düzeninden temizliğine, seyir güvenliğinden ufak tefek işlere kadar sürekli bir şeyler yapıyor. Yaptığı işlerin bir kısmının tekrar ve gereksiz olduğunu fark etmedim değil. Mesela şu anda kaşık ve çatalların doğru yerleştirilip yerleştirilmediğini kontrol ediyor, hepsini kurulayıp ait oldukları yere ayrı ayrı koyduğum hâlde. İnsan öğleden sonra şekerleme de mi yapmaz. Yapmıyor. Seyirdeyken gün boyu ve yanaştıktan sonra mutlaka seyir defterine not alıyor. En küçük bir boşlukta eline kitabını alıp dümendeki koltuğuna oturuyor. İkisi de tam bir kitap kurdu. Ben de onlara imrenip yeniden kitap okumaya başlayacağım günlerin hayalini kuruyorum. Bu ekibin en sevdiğim yanı sigara içmiyor olmaları. Zaten kaptan web sitesindeki profilinde sigara içilmemesini özellikle belirtmiş. Ben de seyir esnasında içki içerler mi acaba diye endişeleniyordum, şükür ki içmiyorlar. Bir ara “Seyirde içerseniz tekneyi terk ederim.” demiştim şaka yollu. Ertesi gün tekneyi bağladıktan sonra “Artık bir kadeh içmemiz seni rahatsız eder mi?” diyerek benden izin istediler ciddi ciddi. Bir diğer önemli husus ise kimsenin birbirinin özel alanına müdahale etmemesi. Üzerime düşenleri yaptıktan sonra denize giriyorum, güneşleniyorum, kabinime çekilip öğle uykusuna dalıyorum. Bir hanım olarak Türkiye’den kalma korkularım yersizmiş, herhangi bir saygısızlık ve uygunsuz bir davranış görmüyorum. Genelde iyi insanlarla karşılaşırım, yine öyle oldu.

Şu an sabah 10, üç saattir yoldayız. Deniz kirlenmeye başladı. Çok miktarda çöp deniz üzerinde yüzüyor. Bazı kıyılarda da deniz altı ve sahiller çok temiz değildi ne yazık ki. Aşırı turizm ve trolle avcılık bu suları da bitirmeden gelip görmeli. Lane de bu civarın denizlerini beğenmemiş olmalı ki sürekli Bahamalardan ve Virgin Adalarından bahsediyor. Kardeşiyle büyük bir katamaran alıp işletmeye başlamışlar. “Bahamalar, Virgin Adaları ve St. Thomas buradan kat be kat güzel ve temiz, seneye mutlaka gelip bizimle seyir yapmalısın.” diyor. Yaşasın, gelecek seneki güzergâhım ve teknem de belli oldu.

Akşam 7 gibi Phuket adasına ulaşıp bir koyda demir attık. Sabah tekneden ayrılıp Bangkok’a gideceğim. Ama gitmeden önce Patong’da bir gece kalıp Simon Cabaret Show’u görmek istiyorum. Ladyboy’ların tüylü, taşlı, ışıltılı kıyafetleri içinde yaptıkları kabare her yaştan ve her milliyetten insanı buraya çekiyor. 1 saat sürüyor ve her akşam 3 gösteri düzenleniyor. Seyrettiğim en güzel gösteri değil. Kimse söylemezse dansçıların ladyboy olduğu anlaşılmaz, hepsi güzel ve zarif. Salonda fotoğraf çekmek yasak ama çıkışta ladyboy’larla 100 bahta fotoğraf çektirilebiliyor.

 

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.